|
|||||||
|
|
|
|||||
|
|
|||||||
ÇOCUK ÖYKÜLERI
Kaplan ve Büyük Rüzgar
Birgün korkunç bir kuraklık başgösterdi. O yıl hiç yağmur
yağmadı ve ekinler zarar gördü. Fazla yiyecek ve içecek
olmadığı için tüm hayvanlar aç ve susuzdu.
Nasıl oldumuşsa olmuş, bir tarla ve bunun ortasında büyük
bir armut ağacı kalmıştı. Ağaçsa, görebileceğiniz en
sulu ve lezzetli armutlarla doluydu. Kocaman ve sarı renkli
armutlar sanki toplanmayı bekliyordu. Ama ne yazık ki ağacın
tam dibinde acımasız ve cimri bir kaplan vardı.
Kaplan açgözlü ve bencildi ve kimseyi ağacın yanına
yaklaştırmıyordu. Bütün gün armut ağacının gölgesinde
yatar ve yaklaşan herkese kükrer dururdu. "Ağacımdan
uzak durun yoksa hepinizi yerim!" derdi.
Bir gün bir tavşan geldi ve kaplan hakkında anlatılanları
duydu. Diğer hayvanlar "Tavşan, ne yapmalıyız?"
diye çaresizlikle ağlıyorlardı.
"Kaplan öyle cimri ki bizle o sulu armutları
paylaşmıyor! Bizse öyle aç ve susuzuz ki!"
Tavşan düşündü ve bir plan yaptı.
"Hepiniz buraya gelin, yaklaşın iyice. Bir planım var.
Şimdi size ne yapmanız gerektiğini söyleyeceğim."
Ertesi sabah tüm hayvanlar kaplanın uyuduğu tarlanın yakınındaki ormanda toplandılar. Kaplumbağa, fil, öküz ve eşek gibi toprak üstünde yaşayan hyavanlar içi boş kütüklerin yanında durdular. Maymun ve kuş gibi ağaçlarda yaşayan hayvanlarsa ağaç dallarına tüneyip tavşanın gelmesini beklediler.
En sonunda tavşan göründü.
Elinde kalın bir ip vardı. Büyük bir gürültüyle tarlaya
koştu ve "Aman tanrım aman tanrım!" diyerek
bağırmaya başladı.
Tek gözünü açan kaplan uykulu bir halde kükredi:
"Niye bu kadar gürültü yapıyorsun tavşan? Uyuduğumu
görmüyor musun?"
"Kaplan! Buradan kaçmalısın! Çok büyük bir rüzgar
geliyor ve dünyadaki herkesi yokedecek!" Tam o anda ormanda
saklanan hayvanlar büyük bir gürültü çıkardılar.
Kartal, leylek, baykuş ve diğer tüm kuşlar kanatlarını çırpmaya başladılar. Böylece yapraklar sallanıp titremeye başladı. Fil, öküz, su samuru, timsah ve yerdeki diğer tüm hayvanlar içi boş kütüklere ve ağaçlara vurmaya başladılar. Ve etrafa yayılıp sanki dünyanın sonu gelmişcesine gürültü yapmaya devam ettiler.
Kaplan çok korkmuştu. "Ne yapmalıyım? Ne
yapmalıyım?" diye bağırmaya başladı.
"Kaçmalısın" dedi tavşan. "Şimdi sana yardım
edemem. Gidip diğer hayvanları bu ipe bağlamalıyım ki;
dünyadan uçup gitmesinler!"
"Beni bağlamalısın!" diye emretti kaplan. Tavşansa
başını sallayıp, "Fakat gidip diğer hayvanlara yardım
etmeliyim yoksa uçup yokolacaklar! Sen büyük ve güçlüsün
ve kendi başına kaçıp yaşama şansın daha büyük!"
"Hayır!" diye kükredi kaplan. "Beni şimdi bağlamalısın!!"
Peki" diye iç geçirdi tavşan. "Seni şimdi
bağlayacağım."
Böylece kaplanı tarlanın ucundaki bir ağaca bağladı. İpi oldukça sıkı bağlamasına rağmen kaplan bağırdı: "Daha sıkı, daha sıkı bağla! Dünya üzerinden uçup gitmek istemiyorum!"
İş bittiğinde tavşan ormanda bekleyen diğer hayvanları
çağırdı.
"Buraya bakın" diye yüksek sesle konuştu. "Bu
sulu armutları paylaşmak yerine kendine saklayan kaplana
bakın. Yiyecekler herkesin yemesi için vardır. Kimsenin bencil
olup herkesin hakkı olanı sadece kendine saklamaya hakkı
yoktur."
Ve böylece tüm hayvanlar armut ağacının gölgesinde oturup
hep birlikte kendilerine leziz bir şölen çektiler.
Güvercinle Karınca
Cok susayan bir güvercin, su icmek icin bir dere
kıyısına inmiş. Tam egilip icerken bir karıncanın
suya düştügünü görmuş. Zavallı karınca,
sudan cıkmak icin cırpınıp duruyormus. Güvercin, karıncaya
cok acımış. Kıyıdan aldıgı bir çöpu suya bırakmış.
Karınca da çöpe tutunarak kıyıya cıkmış. Bu sırada
oradan gecen bir avcı, güvercini görünce sevinmiş. ''Ne
güzel bir av." diye düşünmüş. Her şeyden habersiz
güvercine silahını cevirip nişan almış.
Karınca bunu görunce, avcının cıplak
topuğundan ısırmış. Avcı da acı ile haykırmış.
Avcının sesini duyan güvercinde havalanıp ucmuş. Böylelikle
karınca da güvercinin yaptığı iyiligin altında kalmamış.
Yönetici Aslan
Aslanı, hayvanların başına yönetici yapmışlar.
Aslan, cok iyi bir yönetici olmuş. Haksever, barışsever bir
yönetici imiş.
Hayvanları başına toplamıs:
- Benim yönetimimde kimsenin burnu kanamayacak.
Kimse kimseye haksızlık yapmayacak. Yagma yok, hırsızlık
yok. Onun için dargınlar barışsın, demiş. Kurt ile kuzuyu,
köpek ile tavşanı,kedi ile fareyi, kaplan ile ceylanı
barıştırmış. Ormana barış getirmiş. Bu işe en cok
tavşan sevinmis.
- Ah iste bekledigim gun geldi. Bundan böyle
hepimiz guven icinde yasayacagız. Yaşasın yöneticimiz Aslan!
demiş.
Yöneticiler, barışsever, haksever olursa herkes
mutlu olur!
![]()